İdeal Bir Üniversitede Olması Gerekenler

İktisadi anlamda yükseköğretim hizmetleri yarı kamusal mal olarak adlandırılıyor. Yani devlet, bu hizmeti gücünün yetmediği kısımda özel sektöre izin vererek rekabete açık bir sektör oluşturup, halkın bu hizmetlerden faydalanmasına imkân tanıyor. Global değişim, yükseköğretim sistemini, üniversite kavramını, üniversite yönetimini, eğitim öğretim yöntemlerini önemli ölçüde değiştirdi. Rekabetin artması, yükseköğretimde kalitenin artmasına ve akreditasyon uygulamalarının yaygınlaşmasına olanak sağladı. Globalleşmenin en güzel sonucu yükseköğretimde yapılan akademik ve öğrenim hareketliliği faaliyetlerinin yanı sıra, İngilizce eğitimin yaygınlaşması oldu. İngilizce eğitim yapan kurumların ve bölümlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, yükseköğretime olan talep ve çeşitlilik arttı.

İdeal bir üniversite
İdeal bir üniversitede olması gereken temel ilkeler:

Bilimsellik
Özgürlük
Özerklik
Demokratik yönetim
Kalite
Akademik ahlâk
Akademik rekabet
Akademik hareketlilik
Uluslar arası Proje
Sosyal sorumluluk
Üniversite-sanayi işbirliği
Yükseköğretimin uluslararasılaşması

Türk yükseköğretim sistemi Erasmus programının da yardımıyla uluslararası anlamda faaliyet göstermeye başladı. Yabancı dilde verilen program sayısı arttı. Akademik hareketlilik hız kazandı. Öğrencilerin üniversite tercih nedenleri arasına uluslararası alanda yapılan faaliyetler ön plana çıkmaya başladı. Bundan sonraki hedefimiz Türk üniversitelerinin vizyonunda uluslararası faaliyetlerin, hareketliliğin, anlaşmaların merkezi bir yerde olmasını sağlayacak mekanizmaların kurulması olmalıdır. Maalesef mevcut durumda uluslararasılaşma faaliyetleri çok yeterli değil. Hatta bazı üniversitelerimizde Erasmus hareketliliği dışında herhangi bir faaliyet yok. YÖK tarafından yürütülen Mevlana, Farabi gibi değişim programlarının sadece devlet üniversitelerine yönelik olması ve bana göre öğrenci merkezli programlar olmaması açısından verimli olduklarını söyleyemem. Bu programlarda akademik hareketlilik daha ön planda tutuluyor.

Yükseköğretim hareketliliğinin göz bebeği, Erasmus staj hareketliliği

Yükseköğretim hareketliliğinin gözde programlarından biri de staj hareketliliğidir. Bence öğrenim hareketliliği yapan öğrencilerin yurtdışına yeniden gidebilmelerini sağlaması, yurtdışında çalışabilme imkanı sağlanması açısından çok değerli bir program. Fakat maalesef bu programdan yeterince faydalanılmadığı kanısındayım. Öğrencilerimiz nedense yurtdışında staj yeri bulma konusunda korkak ve acemi. Üniversite uluslararası ofisler ne kadar yardımcı olmak istese de, değişimden faydalanacak olan öğrencinin bu sürece en başından ortak olması, staj yapacağı kurumu kendisinin ayarlaması en doğrusu. Avrupa’da birçok şirket var, bu şirketler her yıl belirli periodlarda stajer alıyorlar. İnanın yurtdışında yapılan stajlar bizdeki gibi fotokopi çekmekten ibaret değil. Özellikle Almanya, İsveç gibi ülkelerde staj yapan öğrenciler, gerçek çalışan statüsünde işi öğreniyorlar.

Nasıl staj yeri bulacaksınız?

Bir kere her şeyden önce yazışmalarınıza erken başlamanızda fayda var. Örneğin 2016-2017 akademik yılı yaz stajına gitmek isteyen bir öğrenci Eylül, Ekim ayında yazışmalarına başlamış olmalı. Kariyer planlaması birkaç günde yapılacak bir çalışma değildir. Üniversiteye başladığınız andan itibaren mezun oluncaya kadar olan dönemi ayrı planlamalısınız. Lisansın ikinci yılına öğrenim hareketliliğini koyup, üçüncü sınıfın yaz döneminde yurtdışında staj yapmalısınız. Erasmus + programının yeni döneminin size verdiği haklardan biri de mezun statüsünde dahi olsanız, yani dördüncü sınıfın sonunda staj yapma hakkınız var. Lisansüstü eğitimlerinizde de aynı haklara sahipsiniz. Üniversite uluslararası ofislerden gerekli bilgiyi almanızı tavsiye ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir