Merkezi Yerleştirme Kalksa Nasıl Olur?

Eğitim çok önemli, bütün dünya artık bunu konuşuyor. Ülkeler yatırımlarını, gelecek projeksiyonlarını, bütçelerini, teknolojiyi, aklınıza gelecek her şeyde rotalarını eğitime çevirmiş durumda. Peki bu kadar önemli olan eğitimin öznesi ne? Özne kuşkusuz öğrenci, yani eğitim sisteminin çıktısı olan öğrenci bu işin merkezindedir. Peki, kaldırın kafanızı dünyaya bakın, dünya bu işi nasıl yapıyor biz nasıl yapıyoruz? Üstelik eğitim kararlarımızda öğrencilerin önemsendiğini düşünen de yok. Ne demek istediğimi daha açık anlatayım. Bir çocuk doğuyor, sonra aile onu okula veriyor. Okul anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise, etti 12 yıl ve üstüne üniversite etti en az 17 yıl. 17 yıl büyük bir yatırım aile için ve büyük emek. Sonra bu çocuk eğitimimizin ürünü diye sahaya sürülüyor. Sonuç olarak eğitim sürecinin amacı yaratıcı, üretken, kişisel gelişimini tamamlamış, özgüvenli bireyler yetiştirmekti. Peki biz her yıl 1 milyona yakın mezun veriyoruz.

Diploma alıp hayata başlıyorlar. Peki Allah aşkına biz neyi yanlış yapıyoruz ki bu mezunlarımız ülkeyi diğer gelişmiş ülkelerin mezunlarına göre daha ileriye taşıyacak işler yapamıyor. Hatta son 10 yılda kurulan şirket sayısı, buluş sayısı, patent sayısı, üretilen ekonomi, yüksek katma değerli ürün yaratma konularında OECD ülkeleri arasında hep sonuncuyuz. Biz yılda 2.2 milyar dolar teknoloji ihraç ederken G.Kore 130 milyar dolar yapıyor. Bizim çocuklarımız Korelilerden daha mı az zekiler?

***

Tabi bunları tek yönlü tartışmamız yanlış olur ama ben bir tarafından bakmak istiyorum. Belki sonraki yazımda diğer başlıklara değinebilirim. Lise eğitimi ve onun devamı üniversiteye geçiş sisteminin her yıl ne kadar öğrencimizi yok ettiğini hiç düşündünüz mü? Bir düşünün 1974’ten bugüne tam 42 yıldır uygulanan ve her yıl milyonlarca öğrencinin katıldığı bir sınav. Sadece bu yıl 2.130 milyon aday. Bir hesap yapın Allah aşkına, bu çocuklar günde 2 saat test çözse biz bu yıl 2 milyar saat test çözmüşüz. Bunun yerine daha farklı şeyler öğretseydik memleket ne olurdu bir düşünün sadece. Yine düşünün her yıl bu sınavdan soruların tamamına yakınını yapan ilk 1000 öğrenci, 42 yılda toplam 42 bin “dahi” olmalıydı. Peki nerede bu “dahi”ler? Sonuç olarak, sizce bu sistem doğru yönlendirme yapabiliyor mu? Üniversite sınavı liseyi esir almış, en iyi lise, en iyi dershane olmuş durumda. Liselerde kuru kuru anlatım dışında ne yapıyoruz? Kişisel beceri ve yetkinliklerin gelişmesi için lisede en ufak bir çabamız var mı? Ben söyleyeyim, biz liseleri üniversite sınavı için paravan olarak kullanıyoruz. Varsayalım üniversite sınavı başarılı ve önemli, 4 yıllık lisede tek amacımız bu sınava hazırlık olarak yürütülüyor. Sizce bu sağlıklı mı?

Hadi bunu da geçelim, ABD Çalışma Bakanlığı’nın bir araştırması lütfen sıkı durun “şu an lisede okuyan öğrenciler üniversiteden mezun olduklarında %65’i şu an olmayan yeni bir mesleği yapacaklar” diyor. Yani, bugünün doğruları ile yaptığınız eğitim maalesef gelecekte çocuklarımızın başarısız olmasına yol açacak, bu kesin. Üstüne üstlük bizim eğitim sistemimiz bugünden de geri durumda.

***

En azından çocuklarımızın bu sistemde kendilerini gerçekleştirmeleri için bir çözüm önermek istiyorum. Sistemi toptan değiştirmek şu an olası değil ama en azından bu sistem kimin ne olacağına karışmasın. Şunu bilmelisiniz, kimin reklamcı olacağına karar verirken çözdüğü coğrafya sorusuna bakarsak Türkiye’nin reklam işlerini Amerikalı’lar yapar. Kimin mühendis olacağına tarih soruları karar veriyorsa biz başkalarının yaptığı teknolojiyi kullanmaya devam ederiz.

Peki çözüm mü? Üniversite sınavlarından vazgeçelim, öğrenciler lisede yaptıkları projeler, yetenekleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve ilgilerine göre üniversitelere başvursunlar ve kabul alsınlar. Sonuçta ABD bunu yüz yıldır yapıyor neden biz yapmayalım? Eğer üniversiteye girişte sınav yerine yukarıda saydığım özellikler öne çıkarsa liselerde de eğitim değişir ve öğrenciler proje yapmaya, sosyal sorumlulukla uğraşmaya, okumaya ve kendini geliştirmeye başlarlar. İşte o zaman liseler anlam kazanmaya başlar.

YÖK’e sesleniyorum; bölümlere baraj koymanız iyi niyetli ama bu işi çözecek bir karar değildir. Gelin bu yıl merkezi yerleştirmeyi kaldıralım. Öğrenciler sınav punalarını alsınlar ve üniversitelerin belirlediği barajı geçenler o üniversiteye başvursun.

Üniversite isterse o bölüm için mülakat, uygulama vb çalışmalarla öğrencilerini seçsin. İddia ediyorum, iki yıl içinde üniversitelerimiz daha üretken, öğrencilerimiz daha mutlu olacaklardır. Diyeceksiniz ki peki torpil olur mu? Bu sözüme kızacaksınız ama bırakın her yıl onbinlerce yeteneği kaybedeceğimize birkaç yüz kişiye torpil yapılsın. Bu riske girmeye değer diye düşünüyorum.

Karar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir